Portre: Mavi Işıklar

 

 

AŞKLAR UNUTULSA BİLE, ANILAR UNUTULMAZ HİÇ

Türk Popu’nun en önemli gruplarından… Kuruldukları yıl olan 1964 yılından itibaren durmaksızın üretmiş; yazmış söylemiş, Türk Popu’nun temelini atmış, sağlamlaştırmış bir ekip. ‘Bizden’ olanı çok önemseyen ama buna kısılıp kalmadan kollarını ülke dışındaki tüm gelişmelere açmış, daha ‘sentez’ in adı bile anılmazken bunun önemini kavrayıp hep bunun peşinde koşmuş, kendilerine buna uygun bir gelecek tasarlamış bir grup.

Ada Müzik; 45’lik ve LP ‘ ler üzerinde kalakalmış Türk Popu’ nun geçmişini CD üzerine aktarmaya devam ediyor… Diğer albümler yayımlandıkça bir tür ‘Türk Pop Tarihi’ olmaya doğru gidecek bu projenin en önemli adımlarından biri de Mavi Işıklar… Ada Müzik, yıllardır aralanmamış bir sayfayı aralıyor ve Mavi Işıklar’ı ilk defa kaset ve disk üzerinde sunuyor sizlere.

BLUE LIGHTS

Mavi Işıklar, tastamam 7 Eylül 1964 tarihinde kuruldu. Türk Popu’nun tarihine ilgi duyanlar, bu konuda yazanlar için en zor şey ‘doğru’ bilgi ve tarihlere ulaşabilmektir. Bulunabilen her yeni kaynak, daha önce başka kanallardan elde edilmiş bilgiyi doğrulamak bir yana yeni soru işaretleri çıkartır ortaya. Ama bu tarih doğru. Kaynağımız, grubun kurucularından Çetin Yavuzdoğan’ın günlüğü. Çetin Yavuzdoğan, grubun kuruluşu ile birlikte “Hatıralarım” üst başlığını attığı bir defter tutmaya başlamış… Grubun bütün bir geçmişinin takip edilebildiği, insanı; yalnızca Mavi Işıklar ile ilgili değil ama aynı zamanda Türk Popu’nun tamamı hakkında bilgilendiren zor bulunur eşsiz bir kaynak. Çetin ve Metin Yavuzdoğan kardeşler, Nejat Toksoy, Cihat Günaydın ve Zamir Manisa’dan oluşuyor Mavi Işıklar’ın ilk kadrosu… Dört arkadaş, oturmakta oldukları Fındıkzade’den birbirlerini çok iyi tanımaktadır zaten: Cihat, Zamir, Çetin ve Metin… İstanbul Erkek Lisesi’ne devam etmekte olan Çetin ve Metin kardeşler, buradan arkadaş oldukları Nejat Toksoy’u da aralarına alırlar ve grubun ilk kadrosu böyle oluşur. 7 Eylül 1964 tarihli günlük şöyle diyor: “Bugün Nejat’ın da dahil olmasıyla grup teşekkül etti. İlk çalışmayı yaptık ve gruba Mavi Işıklar ismini verdik. İlk olarak Nejat’ın Amerika’dan getirdiği bantları dinledik ve çalışacağımız parçaları seçtik…” Grubun “Mavi Işıklar” olarak adlandırılma nedenini grup üyeleri, daha sonra muhtelif gazete ve dergilere şöyle anlattılar: “Bizim için ‘Mavi’ huzur ve uyumu, ‘Işıklar’ ise, bizden sonraki kuşaklara müziğimizle örnek olma ve ışık tutma isteğimizi gösteriyor…” Mavi Işıklar, kurulur kurulmaz sıkı bir çalışma temposuna kaptırır kendini. Eylül ayında Tercüman Gazetesi’nin düzenliyor olduğu çekilişlerden ( gazeteler, o zamanlar da ‘bir şeyler’ dağıtırdı) birine katılarak, Spor ve Sergi Sarayı’nda (şimdiki Lütfü Kırdar) sahneye çıkarlar. Kendilerine “bir örnek” kıyafet diktirmişlerdir ve sahnede “Amerikan müziği” icra etmekte olan bu grubu seyirciler de hemen bağırlarına basmış ve “tekrar tekrar” sahneye çağırmışlardır. Ekim ayında önce Kulüp sonra da Lale sinemalarında sahneye çıkarlar. Her iki konser de öyle başarılı geçer ki, her iki sinema sahibi, gruba mekanlarında sürekli olarak çalışmayı teklif eder. Bu teklifler hemen kabul edilmiş olsa bile, grup elemanları bu ağır tempoya çok fazla dayanamaz ve yalnızca Lale Sineması’nda sahneye çıkmaya devam ederler. Grubu, ilk kurulduğu günden beri destekleyen Sayra Orkan da bunu önermiştir zaten. Aralık ayında ise, Hürriyet’in ilk defa düzenliyeceği “Altın Mikrofon Armağanı Yarışması” na, Sayra Orkan’ın da teşviki ile katılmaya karar verirler. Pop alanında, ilk defa, bu kadar büyük bir gazetenin önayak olduğu bir yarışma yapılacaktır. Bu alanda çalışmakta olan herkes gibi Mavi Işıklar da çok heyecanlıdır ve yarışmada seslendirecekleri şarkıyı seçip çalışmaya başlarlar. Grup, “Helvacı Helva” türküsünü “twist temposu” ile icra etmeye karar vermiştir. Hürriyet’in bu yarışmasına tam 78 başvuru yapılır. Kimler yoktur ki bunların arasında… Cem Karaca ve Jaguarlar, Ayla Dikmen, Başar Tamer, Bülent Oral, Cahit Oben, Erol Evgin, Faruk Akel, İlhan Feyman, Kadri Ünalan, Rıza Silahlıpoda, Sadi Hoşses, Salim Dündar, Somer Soyata, Şerif Yüzbaşıoğlu ve niceleri… Neredeyse, o güne kadar Türk Popu’nda varolmuş herkes. Bu 78 kişi ya da grup, aralarında; Aykut Sporel, Aydın Gün, Çetin Emeç, Faruk Yener, Genco Erkal, M.Ali Birand, M.Nurettin Selçuk, Ruhi Su, Safiye Ayla, Sayra Orkan, Selmi Andak, Turgut Özakman ve Vedat Nedim Tör’ün de bulunduğu tam 119 (evet, yüz on dokuz) kişi olarak ön görülmüş ama ancak 80 kişi olarak toplanabilmiş bir jürinin önünde sınav verirler. 8 Ocak 1965 tarihinde yapılır elemeler ve jüri üyeleri tarafından yarışmacılara verilmiş notlardan oluşan listeler, İsatanbul 16.Noteri Katibe Yürür’e teslim edilir. Bu listeler gereği yalnızca on ekip finallere kalabilmiştir. Bunlardan biri de Mavi Işıklar’dır. Mavi Işıklar; Cahit Oben, Ferdi Özbeğen, Grup Sonya Dores, İlham Gencer, Kanat Gür, Metin Alkanlı, Selçuk Alagöz, Silüetler ve Yıldırım Gürses ile birlikte finalde yarışma imkanını elde etmiştir.

HELVACI HELVA

Ancak, “batı müziği tekniği, anlayışı ve aletleri ile hazırladıkları modern Türk Müziği parçalarını takdim” etmiş bulunan bu ekiplerin önünde henüz uzun bir yol vardır. Önce; Ankara, Adana ve İzmir’de “halk” ın önüne çıkacak,“iki serbest parça” seslendirecek, “müsabaka parçası” ile kendilerini gösterecek ve sonra da yarışmanın yapıldığı sinemaları dolduran seyircilerin oylarını bekleyeceklerdir. Altın Mikrofon finalistleri; “Ankara ve Adana’yı fethedip”, “İzmir’e muhteşem bir gece yaşattıktan” sonra Istanbul’a dönerler. İşler henüz bitmemiştir. 11 Şubat’ta Fatih Renk Sineması’nda, 15 Şubat’ta Kadıköy Opera Sineması’nda ve 16 Şubat günü de Beyoğlu Atlas Sineması’nda sahneye çıkılır. Son olarak da 23 Şubat’ta Şişli Site Sineması’nda “protokol” önünde verilen bir konser sonrası sonuçlar ilan edilir. Bu uzun maraton nihayet bitmiştir: “Yıldırım Gürses 1985 reyle birinci, Mavi Işıklar 1407 reyle ikinci ve Silüetler 1188 reyle üçüncü” olmuşlardır. Henüz dört-beş ay önce kurulmuş bir grup, Türk Popu’nun en dev isimlerini sollamış ve ikinci olmuştur. Müzik hayatlarının hemen başlarında gelen bu başarı, Mavi Işıklar’ın önündeki bütün engelleri kaldırır. Zaten, yarışmayı düzenleyen Hürriyet işleri oldukça sıkı tutmuş ve kimsenin kendisine plaklarını basacak firma aramasına mahal bırakmaksızın on finalistin de plaklarını basacağını duyurmuştur: “Altın Mikrofon Armağanı Yarışması’nın on finalistinin plakları Nisan başında Türkiye’nin her tarafında birden satışa çıkacaktır. Dört renkli ofset baskılı, dört tarafı kapalı bir kap ve plastik bir kılıf içinde bulunan ve kalıpları İtalya’da hazırlanan Altın Mikrofon plakları 10 liradan satılacaktır. Fakat Hürriyet okuyucuları bu plakları 7.5 liradan satın alacaktır…” Öyle de olur. On finalist ile birlikte, Mavi Işıkların da plağı piyasaya çıkar. “Kanamam/Helvacı Helva” şarkılarının bulunduğu plaktan her eve bir tane girer neredeyse. Plakla gelen bu başarıyı, konserlerle sürdürür Mavi Işıklar. “Altın Mikrofon İkincisi” ne gelen teklifler durmak bilmez ve grup başta dönemin en önemli gazinosu Kazablanka olmak üzere bir dolu yerde sahneye çıkar, Muzaffer Aslan’ın yönettiği “Şeker Gibi Kızlar” filminde görünerek, Fatma Girik’in “yeni moda olan ‘Let’s Kiss” dansını yapmasını sağlarlar. Aynı yılın yaz aylarında, Nejat Toksoy’un Amerika’dan tanıyor olduğu ve birlikte çalıştığı Bruce Robinson gelir İstanbul’a ve grubun kadrosuna dahil olarak onlarla çalışmaya başlar. Amerika’da Revelairs adlı bir grubu da bulunan Bruce Robinson, yaz boyu Mavi Işıklar ile birlikte çalışır.

BİZ AYRILAMAYIZ

Erken gelen bu başarı, çok yoğun tempoda geçen çalışmalar, her grubun karşısına mutlaka çıkmakta olan sorunları çok erken çıkardı Mavi Işıklar’ın karşısına. 24 Ekim tarihli Milliyet Gazetesi’nde bu konu ile ilgili uzun bir haber yer almış: Bu habere göre, Mavi Işıklar şöyle demiş: “Bundan sonra intizam ve disiplin içinde çalışacağız…” Aradaki sorunlar yeni kurallar konularak çözüme ulaştırılmıştır. Bundan böyle, grubun idaresi sıraya konmuştur. Her eleman üç aylık süreler halinde grubun idaresinden sorumlu olacaktır artık. Bunu da “sıra ile şeflik” olarak duyurur gazeteler. 1966 yılının ilk aylarında ise, gazete ve dergilerin önemli bir bölümü Mavi Işıklar’ı yılın grubu ilan eder. Bunların arasında en önemli olan hiç şüphesiz Milliyet’in sonuçlarıdır. 16 Mayıs 1965 tarihinden itibaren, Milliyet Gazetesi, her pazar verdiği ilavede “Müzik Klübü” adı altında bir sayfa yayımlamaya başlamış ve Doğan Şener’in yönetimindeki bu sayfa Türk Popu’nun nabzını tutmaya başlamıştır. Her hafta okur oyları ile şarkı listelerini oluşturmaya, “en sevilen” şarkıcı ve grupları belirlemeye başlamıştır artık Doğan Şener. Yıl boyu, okurlardan akan bu oyların toplamı ile de, o yılın en sevilenleri ilan edilir.Mavi Işıklar, tam 5497 oy ile 1965 yılının en sevilen grubu ilan edilir Milliyet tarafından. Yaş ortalaması henüz “on dokuz” olan bu gencecik grup, yine bir dolu önemli ismi sollayıp başa kurulmuştur. 1966 yılında, Mavi Işıklar, yine Altın Mikrofon’a katılır. Tam “sekiz vilayet” de yapılan finaller sonrası, Mavi Işıklar, “Çayır Çimen Geze Geze” adlı şarkıları ile yine ikinci olur. Bu sefer birinci Silüetler’dir. Hürriyet, yarışmanın plaklarını yine yayımlar. Böylelikle, grubun, “Çayır Çimen Geze Geze/Pınarbaşı” adlı şarkılarının bulunduğu ikinci 45’likleri de piyasaya çıkar. Kısa bir süre sonra da üçüncü plakları. Grup, Odeon’un yaptığı teklifi kabul etmiş ve bateristleri Zamir Manisa askere gitmeden stüdyoya girmiştir. “Johnny B. Goode / Justine” adlı plak Temmuz’66’da piyasaya çıkar. Bu plak sonrası Zamir Manisa askere gider ve yerine Ayzer Danga katılır gruba.

ANKARA RÜZGARI

1966 yılının Eylül ayında ise, bünyesine Türk Popu’nun en önemli şarkıcı ve gruplarını katmaya karar vermiş bulunan Sayan ile anlaşır Mavi Işıklar. Bu anlaşma, hem Sayan için hem de Mavi Işıklar için bir “altın çağ” ı başlatır. Sayan/Mavi Işıklar beraberliğinin ilk plağı bir 45’lik değil, dört şarkılık bir “EP” olur. “Ankara Rüzgarı” nın yanına üç İngilizce şarkı katılarak yapılmıştır bu plak. Bu plak, çok kısa sürede, Mavi Işıklar’ın en gürültü koparan plaklarından biri haline gelir. Eleştirmenlerden (özellikle birinci şarkı) ‘tam not’ alır ve bu plak, “aranjman yönünden çok kuvvetli” bulunur. Beatles’ın “Paperback Writer” ile liste başında bulunduğu, diğer sıraların; Marc Aryan, Peppino Di Capri ve Adamo tarafından parsellendiği o günlerde, ‘Top 10’ e girmeyi başaran ender Türkçe şarkılardan biri olur “Ankara Rüzgarı”. Aynı yılın sonunda, Sayan etiketi ile ikinci (grubun beşinci) plakları piyasaya çıkar. “Ayva Çiçek Açmış / Come Home / Senede Bir Gün / Slipin’ and Slidin’” adlı şarkıların bulunduğu bu plak, zaten sıkı bir şekilde esmekte olan Mavi Işıklar rüzgarını bir fırtınaya çevirir ve 1967 yılının hemen başında, yine okur oylarının bir sonucu olarak, Mavi Işıklar ‘yılın grubu’ seçilir. Sonuçlar aynen bir önceki yıl gibidir. Alpay ‘en iyi erkek şarkıcı’, Ayla Dikmen de ‘en iyi kadın şarkıcı’ seçilmişlerdir. Ne grup, ne de Sayan bu şaşaalı günleri kaçırmak istemez ve 1966 yılındaki Altın Mikrofon’da kendilerine ikincilik kazandıran “Çayır Çimen Geze Geze” adlı şarkı yeniden plak olarak basılır. Hürriyet’ten çıkan iki şarkılık 45’liğin aksine, Sayan’ınki yine dört şarkılık bir EP’dir ve bir önceki formül devam ettirilmiştir: İki Türkçe, iki İngilizce şarkı. Tom Jones’ın “Green Green Grass of Home” ile en tepeye kurulduğu listelerde bir önceki plak “Senede Bir Gün” de hala listelerdedir ama, Mart’67’de, “Çayır Çimen Geze Geze” verilir piyasaya. Plaklar çok satar ve neredeyse bütün organizatörler grubun peşine düşer… Memleketin her tarafından istek vardır Mavi Işıklar’a. Mahalli basının çoğu tarafından, “Türk folklorundan bazı parçaları aranje ederek çalmakta ve bu bakımdan her yaşa hitap edebilmektedir” diye tanıtılsa bile, grup, asıl gençleri coşturmakta ve kendinden geçirmektedir. Grup, bu ilgiyi doruğa çıkartmak için, çok sık aralıklarla ‘kostüm’ yenilemekte, repertuvarlarına sürekli olarak yeni şarkı dahil etmekte ve konserlerde seyircilerin aktif bir şekilde katılımını sağlamak için o güne kadar pek de uygulanmamış yollar (sözgelimi, sahneye çağırdıkları seyircileri bir ‘Altın Mikrofon Testi’ ne tabi tutmakta ve başarılı olanlara plaklarını dağıtmaktadır) denmektedir. Grup, zaten işin ‘gösteri’ kısmını hiç ihmal etmemiştir, üstelik sahne dışında da… “Aynı kıyafetler” i giymiş beş delikanlı İstiklal Caddesi’nde gezinir sözgelimi: “Geçtiğimiz hafta, İstiklal caddesi’nde gezinenler, kaldırımda yürüyen beş gence oldukça ilgi ile baktılar… Evet bu beş gencin hepsi de aynı kıyafetlere bürünmüşlerdi. Renkli saten gömlekler rüzagardan yelken gibi şişerken, kalın kemerlerin sıktığı daracık pantolonlar, renkli kasketler beş genç kişinin giyim birliğini tamamlıyordu…” Sayan Eylül ayında yeni bir plak yayımlar. “Kız Sen Geldin Çerkeşten / I Know What I Want / Yar Saçların Lüle Lüle / The Great Air Plane Strike of 1967” adlı şarkıların bulunduğu bu plak, grubun hala ‘İngilizce” söylemeye devam etmek istediğini gösterir herkese. Mavi Işıklar, çok sık yaptıkları röportajların hemen hepsinde bundan söz etmekte ve “Türkiye’de hiç duyulmamış bu parçaları plağa okuyarak onların Türkiye’de tanıtılmalarını sağlamak” istediklerini açıklamaktadırlar. Zaten; Beyrut, İsrail, Londra, Hamburg ve Paris’ten gruba yapılan çalışma teklifleri de büyük ölçüde, çok düzgün çalınıp çok düzgün okunmuş bu İngilizce şarkılar nedeniyledir. Ancak grubun, İngilizce söylemekte ısrar etmesinin bir önemli nedeni daha vardır. Mavi Işıklar, Türkiye’de mevcut bütün Amerikan klüplerinde (NCO) “Blue Lights” adıyla sahneye çıkmakta ve buralarda da çok sevilmektedir. Mavi Işıklar, artan ünlerine paralel olarak, geçen yıllar ile birlikte bu klüplerde Türkçe şarkı da söylemeye başlamış ve repertuarlarını buna göre düzenlemiştir. Aynı yıl, grubun ilk ve tek albümü piyasaya çıkar. Herkesin, yalnızca birikmiş ve bir albüm doldurabilecek miktara ulaşmış 45’liklerini bir LP’ye topladığı o günlerde; Mavi Işıklar, neredeyse tamamen yeni şarkılardan oluşan bir albüm çıkarmıştı. Ülkü Aker, yepyeni şarkılara Türkçe söz yazmış, bunların üzerine de ‘seçme’ İngilizce şarkılar eklenmişti. LP’lerin genellikle satmadığı o günlerde bu albüm de çok sattı.

İYİ DÜŞÜN TAŞIN

1968 yılının hemen başında, Türk Popu’nun kalbinin attığı bir yer haline gelmiş olan Doğan Şener’in Müzik Klübü” ‘Yılın Sanatçıları’ nı açıklar üçüncü kere. Üst üste iki yıl birinci ilan edilmiş Mavi Işıklar bu sefer üçüncü seçilmiştir. Çok başarılı bir yıl geçirmiş olan bir başka ekip, Durul Gence 5, birinci olmuştur bu yıl. Ama, 1968 yılının hemen başında piyasaya verilen “The Seventh Son / Tatlı Bela / Gözyaşları / In My World” adlı plak, grubu haftalık listelerde yine en yukarıya taşır. Konserler de bütün hızıyla devam eder. Grubun İzmir’de verdiği bir konserin büyük gürültü koparması üzerine, Mavi Işıklar devamlı olarak çalışma teklifi alır. Mavi Işıklar, ‘Benelüks Aile Çay Sarayı’ nda, Nuri Sesigüzel ve Ayfer Başıbüyük’ün de bulunduğu kadroda, ‘Modern Takdimci’ Gürhan Gözaydan’ın show’undan hemen sonra sahneye çıkarlar ve neredeyse her gün kıyamet kopar bu ‘Çay Sarayı’nda. “Tatlı Bela” plağı da çok iyi satmakta, başta Ses,Diskotek ve Milliyet olmak üzere, bütün dergi ve gazeteler bu plağı okurlarına dağıtmak için yarışmaktadır. Tam o sıralarda, Mavi Işıklar, Cihat Günaydın’ı askere gönderir ve Cihat Günaydın’ın yokluğunu Adnan Göyken ile doldurur. Grup bu kadrosu ile Topkapı Festivali’nin de elemelerine katılır. Altın Mikrofon’un katkıları ile epeyce yol almaya başlamış ve yükselme dönemine girmiş Türk Popu’na bir destek de, bu festival ile birlikte gelir. Yapılan elemelerde; Mavi Işıklar, aralarında; İlham Gencer, İsmet Sıral Orkestrası, Kadri Ünalan Orkestrası, Selçuk Alagöz Orkestrası ve Yalçın Ateş Orkestrası gibi ağır topların da bulunduğu güçlü ekiplerle birlikte finale kalır. Grup “Üsküdar” ile katılmıştır yarışmaya. Birkaç dalda yapılan yarışmanın ‘Düzenleme’ dalında Mavi Işıklar birinci olur. Dönemin en önemli müzik dergisi Diskotek, festivali değerlendirdiği bir yazıda şöyle demekte: “Topkapı Festivali’nin finalleri de elemeleri gibi, bir çok gerçekleri göz önüne serdi. Gerçek müzisyen ile bu işin sadece tüccarlığını ve soytarılığını yapan kişiler o gece de kendilerini bir kere daha belli ettiler. Ünlü bir topluluğun oy toplamak amacı ile yüzlerce liralık bilet dağıtması ve salona arka kapıdan seyirci alması ne kadar yüz kızartıcı bir olaysa, Mavi Işıklar’ın bütün aletlerini diğer gruplara kullandırmaları ve programları saat 11.30’da bittiği halde konser sonuna kadar trampet ayağını başka bir topluluğa verdikleri için beklemeleri öylesine asilce davranışlardı…” Bu yazıdan, İsatanbul Erkek Lisesi ile birlikte, Mavi Işıklar’ın “asilce” davrandıklarını öğrenmiş oluyorduk ama, “tüccar ve soytarılar” konusu tamamen karanlıkta kalıyordu. Bu yarışmadan hemen sonra, Mavi Işıklar, en büyük hit’leri haline gelecek plaklarını piyasaya sürdüler.“İyi Düşün Taşın / Ain’t That So?”… Plak epeyce gürültü koparır ve hem Mavi Işıklar’ın en sevilmiş şarkısı haline gelir, hem de Türk Popu’nun en büyük hit’lerinden biri olur. “Faydası Yoktur Gözlerdeki Yaşın” diye başlayan şarkı; mahalle aralarında ve stadyumlarda “hamama gittim hamam sıcaktı” şekline dönüştürülür, çoluk çocuk hep birlikte söylenir.

GİTMEDEN ÖNCE

1968 yılının bahar aylarında, Nejat ve Çetin; artık çok eskimiş bulunan ses düzenlerini yenilemek niyeti ile Londra’ya giderler. Çok güçlü, yepyeni ‘Marshall’ marka tesisatlarla dönerler memlekete. Aynı markayı o yıllarda, Avrupa’da birçok ünlü grup kullanmaktadır ama Türkiye’ye ilk olarak Mavi Işıklar ile girmiştir Marshall… Mavi Işıklar, ülkedeki diğer gruplara, ses tesisatı ve düzeni konusunda da örnek olmaya çalışmıştır. Eylül’68 ile birlikte, Mavi Işıklar, yeniden bütün dergi ve gazetelerde boy göstermeye başlar. Son plağın başarısının üstüne, grubun dördüncü yılı bitirip, beşinci yıla girişi de eklenmiştir. Bütün basın, çok başarılı geçmiş, yüz binlerce plak satarak, konser mekanlarını tıklım tıklım doldurarak, çeşitli yarışmalarda çok iyi derece elde ederek bugünlere gelmiş grubu yere göğe koyamaz. Hepsi, “Beş Yaşına Bastılar” diye özetlenebilecek başlıklar atıp, uzun değerlendirme yazıları yayımladılar Mavi Işıklar ile ilgili olarak. Aynı yılın sonlarına doğru da bir başka 45’’ik çıkar: “Ağla Çocuk Gibi / Giresun Kayıkları”… Yeni yılda da, nihayet Topkapı Festivali’nde birincilik getirmiş “Üsküdar” ın plağı yayımlanır. Şarkı, nedense plağın “B” yüzüne alınmış ve ön yüze “Büyük Babam Derki” adlı şarkı konmuştur. Zaman konserlerle geçer durur. O zamanların en gözde konser mekanları olan Caddebostan Budak Sineması ve Yeşilköy’de ki Sine-Ak Sineması’nda unutulmaz konserler verir Mavi Işıklar. Sayan/Mavi Işıklar işbirliği, “Büyük Babam Derki” plağı ile birlikte sona erer. Mavi Işıklar, Sayan ile artık bitmiş olan sözleşmelerini uzatmak istemez ve firmadan ayrılırlar. Sayan, bünyesine, Anadolu Pop’un en büyük isimlerini katarak yoluna devam ederken; Mavi Işıklar, Batı Plak adlı küçük bir firmadan “Light My Fire / Gül Dalı’69 / Ob-La-Di, Ob-La-Da“ adlı 45’liği çıkartır. Ancak bu firma, Mavi Işıklar gibi çok popüler bir grubun ağırlığını kaldıracak bir firma değildir, bu nedenle Mavi Işıklar; Türk Popu’nun en kayda değer isimlerini kendinde toplama iddiası ile yola çıkmış Disko’dan teklif alır ve kabul eder… Zaten 60’ları bitirmiş ve 70’lere girmişizdir artık… Bu sıralarda askerliğini bitirmiş olan Cihat Günaydın gruba geri döner, Adnan Göyken ise ayrılır ve İngiltere’ye gider.
70’ler ise, Türk Popu için ‘Anadolu Pop’ demektir … Barış Manço, Fikret Kızılok, Cem Karaca , Erkin Koray ve Moğollar fırtına gibi esmektedir artık. Çıkışını ‘Anadolu Pop’ ile yapan Mavi Işıklar ise; plak firmalarının ısrarı ile, İngilizce ya da Türkçe sözlü şarkı yapmaya mecburen devam eder. Hiç şüphesiz hala çok popülerlerdir. Sahne show’larında hala ‘ilginçlik’ sergilemeye gayret etmekte (yatak odalarını sahneye taşır, pijama ile söylerler şarkılarını), Disko’dan çıkan plaklar da hala satmakta ve listelere girmektedir. Disko’dan çıkan ilk plak “Gitme Kal / Venüs ve Aşk” olur. Grubun solisti Nejat Toksoy, Ses dergisi için,“ Bütün yönleri ile Psychodelic ve Underground müzik” yazı dizileri hazırlarken, dergi ve gazeteler, “Underground yadırganırken folka karşı alaka artıyor” başlıklarını atmaya başlamıştır. O sıralarda grubun kadrosu yeniden değişir. Ayzer Danga’nın askere gitme sırası gelmiştir bu sefer ve boşalan yere Nur Moray gelir. Bir süre sonra, Mavi Işıklar’ın, Ajda Pekkan ile turneye çıkacağı haberleri çıkar ama Ajda Pekkan Moğollar ile birlikte çıkar turneye. Mavi Işıklar, bu sıralarda “Sevgilim / Zaman” adlı 45’liklerini çıkarırlar. Bu plaktan sonra grupta bir kadro değişikliği daha olur. Nur Moray okuluna döner ve grup Atilla Şimşek ile devam eder yola. Kısa bir süre sonra da, grup, Disko’dan son 45’liklerini piyasaya çıkarır: “ Aşk Çiçeği / Yaramaz Ne Oldu Sana”… Sözleri, çoğu şarkılarında olduğu gibi ( sonraları grup elemanlarından Çetin Yavuzdoğan ile evlenen) Yeşim Demirci yazmıştır.

SON VE BAŞLANGIÇ

Bir süre sonra, Mavi Işıklar, çalışmalarını önce yavaşlattı sonra da tamamen sona erdirdi. Türk Popu artık bambaşka yollara doğru akmaktaydı. Mavi Işıklar, Türk Popu’nun kendisini arabeskin kucağına tamamen bırakmasından önce “paydos” diyen çok az sayıdaki gruplarımızdan… 90’ların başına kadar böyle sürdü bu. Ama 90’lar ile birlikte, ekibin tamamı yeniden bir araya geldi. Metin ve Çetin Yavuzdoğan kardeşler, Cihat Günaydın, Atilla Şimşek ve Nejat Toksoy yeniden yazmaya ve üretmeye başladılar hemen 90’ların başı ile birlikte. Bu yılın ilk aylarında da, 1967 tarihli ilk albümleri, Almanya’da, 60 ve 70’lerın Türk grupları ile ilgilenen bir firma tarafından yeniden basıldı… Şimdi de ‘best of’ ları ile karşınızdalar. Sonra, kimbilir, belki de yepyeni şarkılardan oluşacak bir albüm gelecektir.

60’lı yılların ikinci yarısında, Türk Popu’nun altını üstüne getirmiş bir gruptan, koca bir ‘tarih’ elinizin altında. 60’ların delikanlılarından günümüz gençlerine kadar herkesi çarpacak, serseme çevirecek şarkılar. Bir bakın, Türk Popu hangi kaynaklardan yola çıkmış, nelerden beslenmiş, nasıl yol almış?..

Anıların yanında, aşkların da unutulmaz olduğu o yıllara bir uzanın.

 

Naim DİLMENER

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*