Anahtar

Simsiyah ekranların esiriyiz. Akıllı telefonlar, laptop ‘lar , i-pad ‘ler ve PC’ler dünyasında bir tıkla dünyayı turluyoruz..Bilgi manyağı olmuş beyinlerle ,yorgun argın ve boynu eğik bir nesil yaratıldı…
Teknoloji güzel de, güzel birşeyler saflığını yitirdi sanki..O yüzden mutsuz insanlar… Her anını paylaşan insanlar , bir kuru dost sohbetine muhtaç… Tüm dünyada böyle..
Simsiyah bir ayna, kapalı iken.Ekrana bakınca başka bir boyuttaki biz , sanki imdat diyor..
Telefonlarınızı bir zahmet ( dayanabilirseniz bir saat kadar ) bir tarafa koyunuz da, insan gibi , teknoloji tarafından tacize uğramadan, sevdiğiniz insanla göz göze sohbet ediniz diyeceğim ama bunu yapabilen herhalde dünya üzerinde 10 kişi çıkar..
Üst baş pırıl pırıl defileye çıkmış gibi insanlar.. Sanki bir vitrinin önünde , beğeni kaygısı had safhada…
Müzik ile yıkanmak gerekiyor..Ten kirlenir de ruh kirlenmez mi?
Korku, ego, kibir, hırs, endişe, kıskançlık, hasetlik, açgözlülük ve kötülük ile yok olmakta olan bir canlı türünün, bu karanlık enerjiden arınmış en çıplak ve saf haline müzikte rastlarsanız…
Sahneyi bir ” EVREN ” olarak düşünseniz, müzisyenleri de gezegen.. Sonsuzluğun resmini notalarla çizebilirdiniz…
Hepimiz aslında müzikle kutsanıyoruz… Notalar, evrensel dilin cümleleri gibi , devasa bir kitabı yazıyor..
5.bir boyutta eminim, zamandan arınmış bir yerde müzik diye bir gezegen var… Orası, bir kaynak… İlham kanalı, oradan yayın yapıyor ve buradaki müzisyenler, bu yayınları duyabiliyor..
Üst bir boyutun selamları olsa gerek, o ilham dokunuşları…
Ne mutlu müzisyenlere… Beste yaparken, biliyorlar mı acaba bir başka boyutun tesiri altında olduklarını… İLHAN İREM, çoğu kez, bunun farkında olduğunu açıkça belirtmiş röportajlarında… Ya da MELİH KİBAR ile ÇİĞDEM TALU ‘nun aynı zamanlarda, birbirine uygun güfte ve besteye imza atmaları gibi..
ŞERİF YÜZBAŞIOĞLU ‘nun tersten ve kısa sürede partisyon yazabilmesi gibi birçok örnek var.. Evrenin orkestrası hiç susmuyor ama günümüzde dinleyenler azaldı…
Tüm dünyada 5 dakikada düzenlenen ve emek / ilham gerektirmeyen , şarkı demeye bin şahit isteyen şeyler var müzik listelerinde ..Sabır ve emek nedir pek bilmeyen bir kitlenin düşük titreşimine uygun şarkılar bunlar..
O yılları bizzat yaşamış kitlenin en çok dinlendirdiği şey de, ” Biz şanslıydık..” cümlesi…
O dev orkestralar, saatlerce, günlerce süren beste sancıları, analog kayıtlar, duygu dünyasının ormanı olan şarkı sözleri, saf bir şekilde kaydedilen solistin sesi ve vokalistlerin değerli katılımları.. Aranjörlerin dokunuşu ile sanki incileri takmış asil bir kadının zarafetine kavuşan şarkılar.. Hepsi de zaman boyutunu aştı.. Ne yaz şarkısı oldular, ne de ticari kaygı güdüsü ile kaydedilmiş plaj şarkısı oldular… Tüm zamanlardaki insanların kalp anahtarı oldular..
Kimbilir daha kaç kuşak, bu anahtarla kendini ve aşkı keşfedecek?
Duygusallığın bir insan kusuru gibi algılandığı bu devirde, anahtarınıza sahip çıkın.. Çünkü kaybederseniz, gideceğiniz başka bir yer yok..!

Gökhan Küçükarslan

POPSAV ARŞİV DANIŞMANI

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*