Anılarımda Doğan ŞENER…

Hayat ne garip denmesinin sebebi ölüme dair olunca acı da vardı içinde.

Gençlik yıllarıma ve tutkularıma dönüyorum da yıllar sonra böyle bir yazıyı yazacağım

Hiç aklıma gelmezdi.

Doğan Şener’i kaybettik.

Bir zamanlar Milliyet Gazetesi’nin Magazin Müdürü… Ülkemizin tek ve öncü müzik dergisi

HEY Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmen’i, müziğin otoritesi ve bizlerin Doğan Ağabeyi

Doğan Şener’i yitirdik. Allah Rahmet eylesin.

O’nu anlatıyordum.

Gençlik anılarımı.

Bir müziksever olarak meraklarımı biçimlendiren odamda gazete ve dergi küpürleri biriktirirdim.

Hafta sonlarını iple çeker müzik hayatında olup bitenleri hep O’nun yazdıklarından öğrenirdim.

Beatles fırtınası esiyordu…
Elvis Presley Kral’dı…

Peppino Di Capri İstanbul’a geliyordu…

Fikret Kızılok, Şarkışla’ya Aşık Veysel’e gitmişti…

Ve daha nice haberleri kesip klasörlerdim.

Bütün bu sayfaların sol üst köşesinde Hazırlayan DOĞAN ŞENER yazardı.

Türkiye’nin öncü değerindeki yegane müzik gazetecisiydi. Hayranlıkla okuyordum yazılarını.

Bende haberci olmak istiyordum.

Coşkuyla bağlı olduğum müzik kulvarında yazdıklarım ve haberlerim okunsun istiyordum.

Sonra rahmetli Babamın teşvikiyle HÜRRİYET’teki iş hayatım başladı ve O dönemin YENİ GAZETESİ’nde

Müzik haberleri yazmaya başladım. Şanslıydım gerçekten. Önemli bir fırsattı benim için.

Müzik muhabirleri olarak sayımız az olduğu için kısa sürede birbirimizi tanımış olduk.

Arda Uskan, Erhan Akyıldız, Cengiz Tünay, Yener Süsoy, Ahmet Kılıç, Hulusi Tunca ve Deniz İzgi gibi dostları tanıdım. (Yitirdiklerimize Allah’tan rahmet diliyorum)

Hepsi birbirinden değerliydi bu kalemlerin ama ben Doğan Şener’i tanımak ve
“İşte ben buradayım demek istiyordum”

Ortak bir dost aracılığıyla kendisinden randevu aldım. Milliyet’in Cağaloğlu’ndaki o ilk küçük binasındaydı yeri. Çıktım 4.kattaki odasına… Dergi ve gazete küpürlerinin yığın oluşturduğu masasında beni gülümseyerek karşıladı. Çok heyecanlıydım. Bir ideal bir öncü kişilik karşımdaydı.

Gördü heyecanımı ve dedi ki:

“Yazılarını okuyorum Ali Rıza TÜRKER… Gayet güzel işler yapıyorsun, aferin.” gibilerinden.”

Gazetecinin vakti kıymetliydi fazla kalmadım yanında… Ben ödülümü almıştım zaten,

tebriğini kazanmıştım… Oscar ödülleri kucağımdaydı uçarak ayrıldığımı anımsıyorum.

Evet, yıllar yılları kovalarken Ağabey Kardeşliğmiz derinleşti kendisinden hep teşvik gördüm ve nezaket öğrendim. Son yıllarda İstanbul Moda’daki evinde sakinliği tercih etmişti. Arada sırada sadece telefonla görüşüyorduk.

Doğan Ağabey, müzik otoritesi ve duayen gazeteci kimliğine sahip olmasına karşın mütevaziliğini hiçbir zaman esirgemedi. Şimdi düşünüyorum da mekanı cennette ekibini toparlamış olabilir.

Yener’le, Arda’laı Erhan’la   ve de Hulusi’yle yeni bir HEY yaratmaya başlamıştır belki de.

Güzel anılarımızı hiç unutmayacağız ve izin hiç silinmeyecek DOĞAN ŞENER…

Ben de bir resmin var rengi biraz sararmış.

Milliyet’teki küçük odanda gazete küpürleri arasında sıcak tebessümün hep gözlerimde.

Sözlerinde ise bir AFERİN var benim için ölümsüz…

ALİ RIZA TÜRKER
POPSAV
Kurucu Genel Sekreteri

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*