Bir yolculuktur “Müzik”…

 

Küçücük çocuklardık… TRT ekranı karşısında, radyonun ve pikabın yanı başında müziğe kendini vermiş …”Müzik” ile büyüyen DOĞA KOKULU çocuklardık…
ISLIKLA en sevdiğimiz melodiyi çalabilen, hayal gücü geniş, müziksever küçük çocuklar…
60’lardan ve 70’lerden gelen, kirazı dalından yemiş, ruh dünyası renkli çocuklar…
Bisikletten düşmüş her yaz çocuğunun benliğinde, bir fon müziği vardır… İçinde en güzel anıları saklıdır… Plaklardan duyduğu bir şarkı ya da radyoda yağmurlu bir günde güneş açtıran bir melodi çalar durur hatıralarında…
Biz çocukken çok mutluyduk diyebilen her çocuğun içinde bir müzik evren büyür…

Müzik yolculuğu başlamıştır… Sen hiç farkında bile değilken…

TRT ‘de en sevdiği sanatçının solo programını uyuyakalıp kaçıran bir çocuğun üzüntüsünü nasıl giderebilirsin?
Ya da en sevdiği şarkıcının yeni çıkan plağını artarda 30 kez dinleyen bir çocuğun o coşkun ruh halini neyle ölçebilirsin?

Sen de büyüyeceksin ama hep o müziğe âşık çocuk kalacaksın… Bir gün o plakları yine özler misin? O siyah ve yuvarlak mucizeyi unutur musun bir gün?

“Unutma bizi olur mu? “…der… Aslında her dönen plak…
Kulak veren duyar bunu…

Bendeniz, bir uslanmaz müzik aşığı… Bedenim büyüdü ama ruhumu geçmişten kopartmadım… Bir yanım hep 45’lik devir…

Yaşadığımız topraklar üzerinde insanları birbirine bağlayan gizli bir formüldür müzik. İki yabancıyı birbirine kaynaştıran ve aradaki tüm saçma sapan farklılıkları bir anda yok edip, eşsiz bir eşitliği yaratan bir güç…

Müziğin insan hayatı üzerindeki en büyük etkisi de, SANAT denen yaşam kaynağından ruhu beslemesidir…

Maddi dünyanın en büyük panzehridir bu ilaç… Senin ilacın da nefes aldığın bu topraklarda…

Türk Hafif Müziği tarihi boyunca emek vermiş o cesur müzik savaşçılarını bağrında yetiştirdi bu topraklar… Anadolu öyle renkli ve zengin ki… Ne besteler doğurdu, ALTIN KAYNAĞI ‘ndan…

Şimdi geriye dönüp baktığında seni sen yapan iç dünya dinamiklerinde hep SANAT’ ın sihirli dokunuşları yok mu ey şimdi büyümüş her çocuk?

Müzik her yetişkinin aslında geçmişe olan yolculuğunun biletidir… Kim karışabilir ki?
Devrim değil midir biraz da… Aslında düpedüz bir başkaldırıdır hayatın her acımasız tokadına…

Söz yazarlarının dört mevsim duyguları, bestecilerin melodiyi yakalayan ilham perili çılgınlıkları, orkestra denen evreni keşfetmiş yıldız tozu pırıltılı aranjör ve maestrolar… Gizli binlerce müzisyen kahraman… Hepsi plaklardaki mutluluk reçeteleridir…

Dünya üzerinde hüküm süren yer çekimi varsa, bir de müziğin çekimi vardır… Çekilmenin en güzel hali budur…

Bu karşı konulmaz etki alanını yaratan naif insanlar yani sanatçılardır… Ülkemiz çok büyük sanatçılar yetiştirdi… Kimi sağlıklı ve hala aramızda… Kimi de sonsuzluk penceresinden dünyaya el sallıyor… Plaklar iki dünya arasında bir bağ aslında… Hiç de öyle garip gelmesin… Ölmez aslında SANATÇILAR… Hepsi yeniden DOĞAR…
Plaklar döndükçe hayatının grilerini maviye çalar…

Ama zaman denen acımasız gerçek durmadı… İnsanların tercihleri ve ihtiyaçları değişti…

Plaklar, zamanla kasetlere, kasetler CD’lere… Onlar da mp3, mp4…daha bilmem nelere dönüştü… Bu muydu ilerleme? Emek yoğun, duygu yoğun işlerden, işin kolayına kaçmış ruhsuz gürültülere evrildi müzik… Buna müzik denilirse tabi…

Zaman içinde burun kıvırdığın ve bir köşeye attığın plaklar kırıldı ve pikaplar bozuldu değil mi?

Oysa sana müziğin bıraktığı en büyük mirastı plaklar ve ALTIN YILLARA tanıklık etmiş dergiler…

Internet yokken bu ülkede HAYAT vardı…
Sanat ve müzik denen yaşam pınarları vardı… Elle tutabildiğin mucizelerdi plaklar… Sanatçı dediğin ışıklı insanlar oradan seslenirdi sana…

Zamanla yok olan ve hayatın koşuşturmacası arasında unutulan plaklar, şimdi nasıl da değerli oldu… Arşiv denen oksijen odalarının, çekmeceleri onlarla dolu… Orkestra yanındaymış gibi duyduğun gerçek üstü bir ses…”ANALOG EVRENİ meğer hiç gitmemiş, senelerce sabırla bizi beklemiş…

Yıllar sonra bir sahafta rastladığın plak, aslında en iyi çocukluk arkadaşındır… Gençlik yıllarında yanında yürümüş yol arkadaşın ve yoldaşın…

Senelerin zaman döngüsüne karşı koymuş her plak, bir sanatçının mücadele öyküsüdür… Hiç bir sanatçının hayatı gül pembe değildir… Ama sen hiç bilmezsin…

O yüzden plaklara dört elle sarıl… Onlar senin ruh ATA’ların…

Senden sonrakilere bırakabileceğin en güzel hediye de, bir zamanlar bu topraklar üzerinde gerçek sanatın bin bir emekle icra edildiği bu plaklar olacak… Ey günümüzün yetişkin ama dünün çocukları…

Sanatçılar, aslında sana YARADAN’ın emanet ettiği doğa mucizesidir… Senelerini müziğe koşulsuzca vermiş emek işçileridir her müzisyen… Yaratılmış ve eşsiz eserler, senin bu hayat yolculuğunda hep yanındaydı… Bu bir zorlu yoldu… Hiç bir sanatçı, kolay yolu seçmedi…

Popüler Müzik Sanatı Vakfı yani kısaca POPSAV, kurulduğundan bu yana, bu ülkede Türk Hafif Müziği ‘nin mücadelesini veriyor… Her biri bir “savaşcı” ve “asil melodi ustaları”… Hayatta olmayanlar ışık oldular… Ama mücadeleye devam eden eski dostlarımız bizlerle birlikte… Ve POPSAV çatısı altında gece gündüz sanat için çalışıyorlar…

Sadece plaklar değildir bu güzel insanların attığı imzalar… Bir de IŞILTILI SAYFALAR var…

Geçmişte müziğe ruhunu katmış her sanatçının yolculuğuna tanık olursun HEY, SES ve GONG gibi dönemin popüler dergilerinde…Her bir sayfası sana şimdi miras kalmış eserlerin doğum sancısıdır ..
Bir dergi, bir yazılı ve görsel doküman olmaktan öte, bir mücadele öyküsüdür… Sonsuzluğa gidenlerin ve kalan güzel savaşçıların yaşam nedeni…

POPSAV, bu yüzden önemli işte… Her biri sanat için yaşamış ve toplum hayatı için bir evren yaratmış güzel insanların kurduğu bir çatı… Sanat hep yaşasın ve sen nefes alabilesin diye…

Bir arşivci olarak, geçmişin çağdaş ve aydın takvim yapraklarını tek tek topluyorum yılardır… Evim bir müzeye dönüşmek üzere… Nefes alıp veren sessiz dostlarım o dergiler… Ya plaklarım? Onlar da her biri bir öykü… Geçmişi şimdi ile buluşturup zamanı durduran anahtar… Plaktan anahtar mı olur deme… Bir denesen, kim bilir hangi sevdiğinin yüzünü göreceksin…

Plaklar ve dergiler kaldı sadece… Sayısız uykusuz gecenin, emek bekçileri… Orkestra senin için çalıyor, şarkının sözleri seni anlatıyor… Sadece dinle… Çünkü insansın…

POPSAV, web sayfasını acıyor dediklerinde, geçmişe bir yolculuk kapısı aralandı, her bir müziksevere… Kapıyı şöyle bir aralarsan, elinde plak tutan o elma kokulu çocuğu görürsün.

 

Gökhan Küçükarslan

POPSAV ARŞİV DANIŞMANI

Bir yorum

  1. Gökhan Candostum .Hayırlı akşamlar. Bir sıkıntın mı var .Seni bulamıyorum. Sana ulaşamıyorum. Facebook hesabın görünmüyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*