Kuşaklar Arası Farklılıklar, Bunun Müziğe Yansıması Ve Popsav

Genelde araştırmacılar, kuşakları,

1946-1964 arası, “Duygusal Kuşak”

Savaş sonrası, işsizlik, ekonomik ve sosyal krizlerle pişmiş! Geleneksel ve kültürel bağları güçlü, çalışkan kuşak. Bunlar “bugünün büyükleri” dir.

1965-1980 arası, “X Kuşağı”

“Kayıp Kuşak” olarak tanımlanır… Krizler döneminin kuşağıdır. “Yaşamak için çalışmak” gerektiğine inanan ama otoriteyi sevmeyen, önemli buluşlara şahitlik eden ve bunun hızı karşısında şaşkınlıklar içinde bir kuşaktır.

1981-1999 arası, “Y Kuşağı

“Milenyum Kuşağı” bugünün “genç” kuşağıdır. Özgüvenleri yüksektir, ama beklentileri fazla, rahat yaşamayı seven, özgürlüklerine düşkün bir kuşaktır.

2000-2021 arası, “Z Kuşağı”

“İnternet kuşağı” olarak tanımlanırlar. Teknoloji tutkunu yalnız bir kuşak. Teknik cihazlarla pc, akıllı telefon ve dizüstünde sosyal medyada yaşarlar.

Şüphesiz ki kuşaklar arasındaki anlayış farklılıkları, müzik türlerini ve biçimlerinİ de etkilemiştir. Yurdumuzda, siyasal ve sosyal yaşamdaki değişiklikler ve bunun müziğe yansıması çeşitliliği de yanında getirmiş, özellikle özgün (protest müziğin yanlış tanımı) ve arabesk (arap ülkeleri ezgileri ve kaderci sözlerle bezenmiş zaman zaman çoksesli müzik) diye tanımlanan türler önem kazanmıştır.

Günümüzde ise müzik biçimleri arasında tam bir kavram kargaşası yaşanmaktadır.

Yüksek değerlere sahip rock müziği, arabeskin biçim değiştirerek yeniden gündeme getirme çabaları sonucu zorlamayla yaratılan Arabesk Rockla sindirilmeye çalışılmaktadır. Bu bence, Z kuşağınca kabulü zor olan bir çabadır…

66-80 yılları arasında X Kuşağı olarak tanımlanan bizler, Türkiye’de müziğin sanayileşmeden önceki dönemi yaşayan ve yaşatanlarız. Dünyada yoğunlaşan teknolojik gelişmelere ağzımızın suyu akarak bakarken gününe göre ilkel koşullarda yaptığımız müzikler hala dillerde..

Bu gün yeni teknoloji ve tarzlarla genç kuşak tarafından tekrar edilen şarkılarla büyüyen severlerimiz, bizleri gördüklerinde “Nerde o eski müzikler?” diye başlayan sözlerle boynumuza sarılarak “hani sizler nerdesiniz, meydanı niye boş bıraktınız” derken aslında “Z KUŞAĞI”na haksızlık etmiyorlar mı?

Hele benim kuşağım sanatçı dostlarımın “efendim bizler!”, diye başlayan, “Çok haklısınız bizden sonra müzik öldü, kıymetimizi bilemediler diye” biten hayıflanmaları bir kenara bırakmamız gerekmiyor mu?

Gündemde olduğumuz dönemlerde yaptığımız müzik için “50. 60” lı yılların müzisyenleri ne düşünüyordu acaba?

Hiç unutmuyorum, bir sohbetimizde ünlü bir müzisyen abimiz Barış Manço’nun hit olan “İşte Hendek İşte Deve” şarkısını dinlerken “müzik mi bu şimdi, iki üç akorla müzik yapılır mı? Nerde melodi zenginliği, nerde armoni? Müziği bitiriyorsunuz…” diye bir eleştiride bulunmuştu. Şarkı ve türkülerin düzenlemeleriyle bir sentezi başlatan ”Altın Mikrofon“ ve sonrasında yıldızı parlayan ”Anadolu Rock”ne kadar çok yabancı gelmişti abilerimiz ve ablalarımıza…

Oysa ki, yaptığımız konserlerle, çıkarttığımız plaklarla yaygınlaşan müziğimiz, Anadolu’da sevilmeye başladı…

Tutucu yerel gençler tarafından, ”saçımız uzun” diye dayak yesek te bu konserler giderek yaygınlaştı…     

Evet 1965 ve 1980 yılları arasında çok başarılı işler yaptık.1960 larda başlayan hareketin uzantısı olan yaptığımız müzik günümüz gençlerinin müziği için iyi bir alt yapı hazırladı. Şimdi hal böyleyken, yürekleri müzik için çarpan Z kuşağının müzisyenlerini eleştirmeden önce bir empati yapmamız gerekmiyor mu?

22. Altın Güvercin Beste Yarışması’nda birinciliği kazanan Gökçe Özgül’ün “Sen Bana Canlı Lazımsın“ isimli şarkısı için yapılan eleştirileri çok acımasız ve haksız buluyorum. Yarışmaya giren diğer şarkılar arasında kesin çizgilerle hemen ayrılan, ticari bir hedef gözetmeksizin yürekten koptuğuna inandığım bu şarkıyı tek başına bir enstrümanla çaldığımızda Gökçe’nin besteciliğini kutlamamak elde değil.

Veeee X kuşağı tarafından kurulan POPSAV’ın artık, Z Kuşağına kapılarını açması ve onların bir sivil toplum kuruluşuna ait olmanın bilincine varmalarını sağlaması gerekmektedir. Bu sorumluluk onlarda farkındalık yaratacak ve adımlarını bu farkındalığın üzerinde atarak Türk Pop’unun evrensel boyutlara ulaşmasını sağlayacaktır. Esasen bu POPSAV ın bir görevidir.

İste bu yüzden POPSAV da değişim rüzgarları çoktan esmeye başlamıştır. Çok yakın bir zamanda bunu hep birlikte yaşayacağız.

Sevgi ve saygılarımızla.

POPSAV BAŞKANI
Baha BODUROĞLU

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*