Masum Bir Dertleşme

 

Bu günlerde müzik dünyamızla ilgili rahatsız olduğum o kadar çok şey var ki…
Bir başıboşluk, bir düzensizlik, kültürel yozlaşmanın müziğe yansıyan ve büyük yıkıma neden olan etkileri, artık tavan bir yapmış durumda…
Üstüne üstlük meslek birliklerindeki çekişmeler, birleşik lisanslamayı durdurma noktasına getirdi…
Gerçek hak sahipleri, üyelik kriterlerine uymadığı halde üye olarak kabul edilen kişi sayısının artışı, nasıl ve neden kabul edildiği bilinmeyen havuz sistemine ortak olmalarından dolayı, giderek azalan hak edişlerinden rahatsızdırlar.
Kısaca, müzik dünyamızda en çok indirilen parçaların sahipleri
100 kişi ise 2000 kişi, o hakkedişlere ortak oluyor…
Popülist bir savunma yapmaya gerek yok…
Telif hakları kuruluşlarını, hak etmedikleri halde para dağıtan bir kuruluş olarak görenler, bitimine kadar kaldıkları genel kurullarda, hiç olmaması gereken “havuz” gibi bir sistemi verilen önerge ile kabul ettirebiliyorlar…
Çünkü müzik starlarımız, uzun süren genel kurullara, ya hiç gelmiyorlar, ya da görünüp gidiyorlar…
Üyeliklerin yeni bir anlayışla, ters giden bir duruma “dur” deyişlerini daha yeni yaşadık…MSG deki değişim üyeliğe verilmesi gereken önemin ve sorumluluğunun fark edilmesinin bir örneğidir…
Meslek birliklerinin yapması gereken,
*üyelik koşullarının yeniden belirlenerek, ”değerlendirme kurulları” kurmalıdırlar…
Bu kurul meslek birliğinin üyeleri tek tek inceleyerek değerlendirmeli, hak ediş kurallarını yerine getirememiş üyeleri, başka bir sınıflandırmada, hak edişten, hak edecek koşullara gelinceye kadar dağıtımın dışında tutmalıdırlar…
*Ayrıca meslek birlikleri (birleşik lisanslama), ”liste sistemi”ni oturtmak için, yasayla zorunluluk getirtmek için çalışmalar yapmalıdır…
”Yayın organları programlarındaki çalınan eserlerin listesini meslek birliklerine göndermekle yükümlüdürler.. Buna uymayanların, bilmem ne yasasının bilmem ne maddesine göre şu kadar ceza ödemesine” diye karar alacak bir yasa çıkarttıramaz mı yani?
Para cezası yanında hapis cezası bile olmalı ki, bir daha yapılmasın ve hakkı çalınan telif hakkı sahibinin hakkı korunsun.
İronik bir örnek yaşandı geçtiğimiz yıllarda…
Telif haklarına uymayan bir radyo sahibinin çarptırıldığı hapis cezasını, dramatize ederek “ben şimdi hapse giriyorum, ama bu kadar çalışan kişi evlerine ekmek götüremeyecek, bebeleri aç kalacak, bu ne haksızlıktır, bu ne adaletsizliktir.” diye ciddi bir televizyon kanalında, haber programında yayına çıktı.
GÜLSEK Mİ, AĞLASAK MI?
*Ayrıca yorumcuların “icracı sanatçı” haklarına,
“ben olmazsam sen olamazsın” diyerek, yaptıkları anlaşmalarla, bana göre, el koyan, ve nasılsa, birkaç besteye imza atmış başkalarının, ”eser sahipleri meslek birliklerinde”, ”yorumcular meslek birliğinde” yönetim kurullarına kadar girebilmelerini, hala anlayabilmiş değilim..
Düşünün bir kere, benim telif hakkımı meslek birliğine ödemesi gereken yapımcım,
aaa bir bakıyorum ki, benim telif haklarımı koruması gereken meslek birliğinde, yönetim kurulunda…
HAYDAAA! BUYUR BURDAN YAK BAKALIM.
Düzgün yapımcılar yok değil…
Ben onlara butik yapımcı diyorum…
Ve gençleer,
Gençlere de toz kondurmam…
Ne olur bizim çağımızda olanlara
“nerdeee eski şarkılar, sizler başkaydınız canım” diyerek gönlümüzü almaya çalışmayın..
Biz biliyoruz ki onlar, hem parayı bastırıp şarkısını, aranjörünü, müzisyenini stüdyosunu ayarlayacak, yapımı kapı kapı dolaştırıp yayınlayacak bir yapımcı arayacak, kimi yapımcı “ben buna şu kadar masraf edicem, bunu sen karşılamalısın” diyecek, ”ancak bilmem kaç adet sattıktan veya tıklandıktan sonra sonra sana para ödeyebilirim, veee icracı hakkını da bize devredeceksin” diyecek…
Bazıları da şarkıları beğenmeyecek ve akıllar verecek, şöyle olmalıydı, böyle olmalıydı, gel seni bizim bilmem kime götüreyim, o toparlasın bunları diyecek,
Veeee genç, birçok yapımcıya ulaşamayacak…
Gençleri kalitesizliğe iten, yapımcıların “ne yapalım, halk böyle istiyor kardeşim“ diyerek müziği yönlendirme çabalarıdır…
Klip yayınlamak için alınan paraları da anlamış değilim… Bu yayının sermayesi ne ki sen benden bilmem kaç bin lira para alıyorsun?
“E senin reklamını yapıyorum” diyor…
E yahu sen zaten müzik kanalısın …Doğal olarak bunları yayınlamak, halkın beğenisine sunmak asıl görevin… Sen görevini yaparken bir de hakkın olmayan bir parayı gasp eder gibi alıyorsun…
EVRENSEL BİR DİL OLAN MÜZİĞİN ŞİKAYET EDİLECEK HALE GELMESİ, CILIZ KALMASI, DÜNYAYA AÇILAMAMASI, BİRBİRİNE BAĞLI BİR DİZİ OLAYIN SONUCUDUR.
FİRMA SAHİBİ MÜZİKTEN KAZANDIĞI PARAYI İNŞAAT SEKTÖRÜNE YATIRIRSA,
POLİTİK KARMAŞA İÇİNDE SİYASETE YATIRIM YAPARSA,
DEVLET SANATI “HAT TEZHİP EBRU, MİNYATÜR VE TASAVVUF MÜZİĞİ” OLARAK GÖRÜRSE
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA, LİSANSLAMAYI BİNBİR BAHANEYLE, ELLERİNDEKİ POLİTİK GÜÇLE İSTEMEYE OTELLERİN TEMSİLCİSŞ OLAN BİR TURİZMCİ GETİRİLİRSE,
ŞU ANDA KAZANAN STARLARIMIZ BAŞLARINI KUMLARA GÖMERSE,
KÖTÜ OLAN BİR ŞEYE “DUR” DEMEYE KORKARSAK,
MÜZİĞİMİZ DE ÖKSÜZ VE YALNIZ KALIR İŞTE…
BUDUR RAHATSIZLIKLARIM…

 

POPSAV BAŞKANI
Baha BODUROĞLU

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*