Müzik Sanatçılarının Vize Sorunları

Bu yazımda Avrupa Birliği ülkelerinde kültür ve sanat etkinlikleri ile bilimsel toplantılara katılacak müzik sanatçılarımızın yurtdışına çıkış sürecinde yaşadıkları sorunları ve bu konudaki gelişmeleri açıklamaya çalışacağım.

Avrupa Adalet Divanı 19.02.2009 tarih ve C-228/06 sayılı Sosyal Kararıyla, Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında 23 Kasım 1970 tarihinde imzalanan Katma Protokolün 41.maddesi uyarınca Türkiye’de kurulu işletmelerde çalışanlardan, hizmet sunmak için AB’ye girişlerinde vize talep edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Bu kararın başta Almanya olmak üzere Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İtalya, İspanya, Danimarka, İngiltere, Portekiz ve Yunanistan’ında bulunduğu toplam 11 Avrupa ülkesi için bağlayıcı olması gerektiği öngörülmüştür.

Almanya devleti, Avrupa Adalet Divanının kararı doğrultusunda gerekli düzenlemeleri yapmış ve TIR şoförlüğü gibi geçici aktif hizmet veya sanatsal, sportif ya da bilimsel hizmet amacıyla bu ülkeye gidecek olan Türkler için 2009 yılından itibaren  “Vize Muafiyet Formu” uygulamasını başlatmıştır.

Ülkemiz müzik sanatçıları ağırlıklı olarak Almanya olmak üzere, diğer Schengen ülkelerinde Türkler tarafından düzenlenen düğün, konser, festival, şenlik ve benzeri müzikli etkinlikler, genellikle Türkiye’den davet edilen müzik ve sahne sanatçılarının katılımıyla gerçekleştirilmektedir.

Bunun yanı sıra, müzik sanatçılarımız, zaman zaman anılan ülkelerde uluslararası düzeyde düzenlenen konser, şenlik ve festival gibi müzikli etkinliklerde de ülkemizi temsil etmektedir.

Müzik ve sahne çalışmaları belirlenen yer, gün ve saatte yapılması gereken anlık çalışmalar olup, bekletilmesi, geciktirilmesi ve ertelenmesi çok da olanaklı değildir.

Sahne çalışmasının zamana sıkı sıkıya bağlı özelliği nedeniyle, söz konusu etkinliklere katılacak müzik sanatçılarımız özellikle vize işlemlerinde sıkıntı yaşamakta ve zor durumlara düşmektedirler.

Davet edilen müzikli etkinliğe katılmak için belirli bir süre önce vize ve çıkış işlemlerinin yapılması gerekmekte ve ortalama 3-4 hafta sürebilen bürokratik işlem yoğunluğu müzik sanatçılarımızı yıpratmaktadır.

Zaman zaman vize işlemlerinin gecikmesi veya vize alamama nedeniyle davet alınan yurt dışındaki etkinliğe katılamama durumu da söz konusu olabilmektedir.

Yine vize işlemleri sürecinde sanatçılarımız adeta sorgulamaya tabi tutulmakta, onur kırıcı davranış ve uygulamalarla karşılaşabilmektedirler.

Aynı olumsuz davranış ve uygulamalar havaalanı ve gümrük girişlerinde de sıklıkla görülmekte ve sanatçılarımızın keyfi bir şekilde bekletilmesi de söz konusu olabilmektedir.

Oysa,yukarıda da belirttiğim gibi, Avrupa Adalet Divanı’nın söz konusu kararı gereğince, hizmet sağlayan Türk vatandaşlarından ve bu kapsamda sanatçılardan da vize istenmemesi  ve  bu kararın Almanya’nın yanı sıra Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg,İtalya, İspanya, Danimarka, İngiltere, Portekiz ve Yunanistan’ında bulunduğu toplam 11 Avrupa ülkesi için bağlayıcı olması gerekmekte iken,aradan on yıl gibi bir süre geçtiği halde, anılan ülkelerce henüz bu yolda bir girişim başlattıkları görülmemiştir.

Bu arada, Almanya’nın başlattığı  Vize Muafiyeti uygulamasının da sanatçılar yönünden yarar sağlamadığını,bu belgenin Almanya’ya girişi garantilemediğini, aksine kapı görevlisinin uygun görmemesi halinde girişin yapılamadığını ve bu nedenle sanatçılarımızın vize muafiyeti yerine vize alma yolunu tercih ettiklerini hatırlatmayı yararlı görüyorum.

Almanya’da uygulamanın başlatılmasından  bir yıl sonra 2010 yılındaki bir yazımda da dile getirmeye çalıştığım bu sorunların giderilmesi konusunda aradan on yıllık bir süre geçmiş olmasına karşın henüz hiçbir gelişme kaydedilmemiş olup, ayrıca karar kapsamındaki diğer on ülke de Avrupa Adalet Divanı’nın kararı doğrultusunda sanatsal etkinliklere katılmak amacıyla ülkelerine giriş yapacak ülkemiz sanatçılarına  vize muafiyeti getirilmesi konusunda herhangi bir düzenleme yapmadıkları gibi, sanatçılarımıza Devletimizce de  sahip çıkılmamış ve saldım çayıra mevlam kayıra örneği sergilenmiştir.

Beklentimiz, UNESCO’nun “Sanatçının Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı” ve bu karar doğrultusunda düzenlenmiş olan Anayasamızın Sanatın ve Sanatçının Korunması başlıklı 64. Maddesi gereğince, Devletimizin sanatçılarımıza sahip çıkması ve bir an önce anılan ülkeler nezdinde gerekli girişimlerin başlatılarak Avrupa Adalet Divanı’nın 19.02.2009 tarih ve C-228/06 sayılı Sosyal Kararının 11 Avrupa ülkesinde de amacı doğrultusunda uygulanmasının sağlanmasıdır.

Mehmet ÇIRIKA

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*