Müzik Sektöründe Örgütlenme Sürecinde Karşılaşılan Sorunlar
4. Bölüm

 

Yazı dizimin son bölümünde, yürürlükte bulunan çalışma yasalarının müzik sektörünün örgütlenmesinde yarattığı sorunları anlatmaya çalışacağım.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca yayımlanmış olan ve aralarında müzik sektörünün de yer aldığı Güzel Sanatlar alanında 6 temel başlık altında 160’ tan fazla sanat dalı yer almakta ve bu sanat dallarının çalışma koşulları önemli farklılıklar göstermektedir.

İşkolları Tüzüğüne göre, Güzel Sanatlar alanı “Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar” başlıklı 10 sıra numaralı İşkolunun kapsamında yer almakta iken, müzik sektörü büyük bir çoğunlukla,
18 sıra numaralı Konaklama ve Eğlence Yerleri başlıklı işkolunun bünyesinde yer almaktadır.

İş kolu düzenlemesindeki bu çarpıklık nedeniyle, örneğin güzel sanat dalları arasında yer alan müzik, sinema ve tiyatro çalışanları 10 sıra numaralı iş kolunda örgütlenirken, işyeri yoğunluğu ve aktif çalışan sayısı açısından güzel sanat dalları arasında ilk sırada yer alan müzik çalışması
18 sıra numaralı Konaklama ve Eğlence Yerleri başlıklı işkolunun kapsamında yer almaktadır.

Müzik sektörünün yoğunlukla faaliyet gösterdiği konaklama ve eğlence işkolunda ya da 10 sıra numaralı Ticaret Büro Eğitim ve Güzel Sanatlar işkolunda müzik sektörü asıl iş asıl sayılmadığından “yardımcı iş “ kapsamına girmekte ve bu durum da örgütlenmede sorun yaratmaktadır.

Konaklama ve Eğlence Yerleri ya da Ticaret Büro Eğitim ve Güzel Sanatlar işkollarında iş kolu düzeyinde örgütlenen sendikalar, müzik çalışmasının en yoğun olduğu eğlence yerlerini istikrarsız, kurumlaşmamış ve sendikal örgütlenme açısından verimsiz gördükleri için, bu tür işyerlerinde ve dolayısıyla müzik sektöründe örgütlenme konusunda da istekli olmamaktadırlar.

Aynı isteksizlik, özgün çalışma koşulları doğrultusunda, mesleki niteliklerini avantaja dönüştürerek pazarlık güçlerini artırmak ve meslek esasına göre örgütlenmek isteyen müzik çalışanları için de geçerli olmaktadır.

Buna ek olarak, yürürlükte bulunan sendikal sistemin sendikaların işkolu esasına göre kurulmasını öngörmesi ve meslek esasına dayalı işçi sendikası kurulmasının yasaklanmış olması, müzik sektörünün örgütlenmesinde karşılaşılan diğer bir temel sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaldı ki, ister işkolu esasına ister meslek esasına göre örgütlenme yapılsın, bu günkü sendikal sistemde yer alan baraj uygulaması nedeniyle, ülkemizdeki tüm müzik çalışanları aynı sendika bünyesinde yer alsa dahi, sadece müzik sektörüne yönelik bir örgütlenmenin gerek
10 gerekse 18 sıra numaralı işkolları için hesaplanan işkolu barajını aşması olanaklı değildir.

Diğer yandan, günümüzde müzik sektöründeki iş alış verişi genellikle “ajans” olarak adlandırılan ve taşeron işlevi gören organizasyon şirketleri eliyle yürütülmektedir. Diğer işkollarında olduğu gibi, taşeron sistemi müzik sektörünün sendikal örgütlenmesinde de önemli bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ayrıca ülkemizdeki temel çalışma ilişkilerini düzenleyen 4857 sayılı İş Yasası’nın, müzik sektörünün özgün çalışma koşullarından kaynaklanan ihtiyaçlarını karşılayamaması, sektörde çalışanların temel yasal haklarından yoksun kalmasına neden olmakta ve sendikal örgütlenmede önemli sorunlar yaratmaktadır.

Yine 4857 sayılı İş Yasasıyla getirilen “kısmi çalışma” ve Torba Yasa olarak adlandırılan 6111 sayılı yasayla getirilen “kısmi sigortalılık” sistemlerinin, müzik sektöründe, çalışma ve sosyal güvenlik ilişkileri yönünden kazanılmış temel hakları tümüyle yok ederek bu sektörde sendikalaşmayı giderek olanaksız hale getirdiğini özellikle vurgulamak istiyorum.

Yürürlükte bulunan çalışma, sosyal güvenlik ve sendikal mevzuat çerçevesinde, günümüz Türkiye’sinde, müzik sektöründe etkin ve gerçek anlamda bir sendikal örgütlenmeyi öngörmek, adeta hayal görmek olacaktır.

 

Mehmet ÇIRIKA

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*