Müzik Sektöründe Sendikalaşma

Bu yazımda, Covid-19 salgını nedeniyle getirilen kısıtlama ve yasaklamalardan en çok zarar gören meslekler arasında yer almasına karşın, toplumun gündeminde yer almayan müzik ve sahne emekçilerinin sendikal örgütlenmelerine katkı sağlamak amacıyla kısa bir hatırlatmada bulunmak istiyorum.

Sendikalar; üyelerinin ekonomik, sosyal, kültürel, mesleki hak ve çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla faaliyet gösteren meslek kuruluşlarıdır.

Sendikalar hak arama ve geliştirme yolundaki en etkili kuruluşlar olup, bunun dışında da başka bir yol ve yöntem yoktur.

Buna karşın ülkemizde müzik, sinema ve tiyatro alanlarında kurulan sendikalar, aşağıda açıklamaya çalıştığım nedenlerden dolayı ne yazık ki yeterli güç ve etkinliğe ulaşamamaktadır.

Sendika Ana Tüzüğü, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile bu kanuna ek tüzük ve yönetmelikler kapsamında hazırlanır.

Ayrıca 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda hüküm bulunmayan hallerde, 5253 sayılı Dernekler Kanunu hükümleri de uygulanacağından, sendikaların amaç, kapsam, görev ve işleyişini belirleyen sendika tüzüğünün hazırlanması sırasında bu konuya da dikkat edilmelidir.

Tüzüğün hazırlanması sırasında ayrıca sendikanın faaliyet göstereceği işkolu belirlenecektir.

Güzel Sanatlar Alanı Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar 10 sıra numaralı işkolu kapsamındadır. Ancak müzik ve sahne çalışanları büyük bir çoğunlukla 18 sıra numaralı Konaklama ve Eğlence Yerleri başlıklı işkolunun kapsamında çalıştıklarından, tüzüğün hazırlanması sırasında bu farklılık dikkate alınmalı ve sendikanın faaliyet göstereceği iş kolunun belirlenmesinde buna göre karar verilmelidir.

Otel, gazino, pavyon, bar, gece kulübü, kafe, restoran, düğün salonu gibi konaklama ve eğlence yerleri ile konser, festival gibi müzikli etkinliklerde çalışan/görev alan enstrümanist, solist, vokalist, koro sanatçısı, elektronik müzik yapımcısı, akortçu, dansör, dansöz, dans grubu, takdimci, showman, seslendirme teknisyeni ve yardımcısı, konser organizatörü, efekt yapımcısı, ışıkçı, animatör, rodi* gibi müzik ve sahne emekçileri, müzik alanında faaliyet gösteren sendikalara üye olabilirler.

Ülkemizde 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümleri kapsamında faaliyet gösteren sendikalar, sadece üyelerini temsil edebilir ve onlara karşı sorumluluk taşırlar.

Sendikanın tüzel kişiliğini Genel Merkez temsil eder şubelerin tüzel kişiliği yoktur.

Bu nedenle sendikaların tüm borç ve alacaklarından genel merkez sorumludur.

Sendikaların vergi ve SGK prim borçlarının sendika tarafından ödenememesi halinde, bu borçların ödenmesinden sendika genel merkez yöneticileri kişisel mal varlıklarıyla sorumluluk taşırlar.

Sendikalar, sadece yasal grev uygulamasında “grev fonundan” üyelerine ödemede bulunabilirler.

Üyelere maddi yardımda bulunulabilmesi için, sendika üyelerinin yer aldığı bir dernek ve bu derneğin bünyesinde de dayanışma ve yardımlaşma sandığı kurulması gerekmektedir.

Bu sandık kanalıyla, sandığın maddi gücü ve sandık yardım yönetmeliğinde belirlenecek koşullar çerçevesinde, sandık üyelerine karşılıksız yardım yapılabileceği gibi borç para da verilebilir.

Ancak borç para verilmesi halinde, sandığın “banker” olarak işlem göreceği ve  “banka ve sigorta vergilerine” tabi tutulacağı ve bu doğrultuda hazineye “teminat” yatırılması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Ülkemizde uygulanan işkolu sendikacılığı ve baraj uygulaması nedeniyle, ister 10 sıra numaralı Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar İşkolunda isterse 18 sıra numaralı Konaklama ve Eğlence Yerleri alanında faaliyet gösterilsin, sanatçı sendikalarının toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını kullanmaları mümkün olamamaktadır.

Bu nedenle güzel sanatlar alanında faaliyet gösteren sendikaların üyelik aidatlarını işverenler kanalıyla (check off)  tahsil olanağı bulunmamakta ve sendika aidatları üyelerden makbuz karşılığı ya da banka kanalıyla tahsil edilmektedir.

Sendikanın kuruluş aşamasında, örgütlenmenin ilk heyecanıyla aidatların ödenmesi konusunda oluşan istek ve heyecan bir süre sonra giderek kaybolmaktadır.

Mevcut yasal sistem, sanatçıların özgün çalışma koşulları ve diğer olumsuz etkenler nedeniyle hakların elde edilmesi ve geliştirilmesi uzun bir süreç ve sabır gerektirmektedir.

Bu durum karşısında umdukları ve bekledikleri gelişmeleri elde edemeyen üyeler, olumsuz düşünce ve tavırlara girmekte, yönetimler hakkında ağır şekilde eleştiriler yapılmakta ve genellikle ilk başvurulan yol da aidatların ödenmemesi olmaktadır.

Bu nedenlerle de müzik işkolunda faaliyet gösteren sendikalar, hiçbir zaman gerekli ve yeterli ekonomik güç ve altyapıya sahip olamamakta, giderlerini karşılamakta zorlanmakta ve amatör yöneticiler tarafından yönetilen bu sendikalar kurumlaşma olanağından yoksun kalmaktadırlar.

Bütün bu gerçekleri bilmeyen ya da görmezlikten gelen üyeler de sendikalarını acımasızca eleştirerek   zaten amatör olarak çok kısıtlı olanaklarla çalışan yöneticilerin görevlerinden soğuma ve uzaklaşmalarına neden olmaktadırlar.

Bilinmelidir ki dünya tarihinde emekçilerin haklarının elde edilmesi konusundaki en etkili yol sendikal örgütlenmedir ve bunun dışında henüz başka bir yol bulunmamıştır. Bu nedenle örgütlü hak arama ve geliştirme mücadelesinin dayanışma, inanç, kararlılık ve sabır gerektirdiği unutulmamalıdır.

Yine unutulmamalıdır ki; örgütsüz güç köle göçtür ve kurtarıcı bekleyenler kölelerdir.

Mehmet ÇIRIKA

* Rodi, konserlerde sahne ekipmanlarını, enstürmanları taşıyan, kuran, düzenleyip toparlayan kişilere denir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*