Müzikte Yaşlanmak

 

Her meslekte yaşlanmanın kendine özgü koşul ve sonuçları vardır. Bazı mesleklerde yaşlanmak bilgi ve tecrübe kazandıkça çalışan lehine sonuçlar getirirken, mesleklerin çoğunluğunda genellikle tersi yaşanmaktadır.
Müzikte yaşlanmanın koşul ve sonuçları, diğer mesleklerden farklı olduğu gibi, diğer güzel sanat dallarından da farklılık gösterir.
Müzikte geçen zamanla birlikte tecrübe, beceri ve repertuar gelişmekle birlikte, yaş ilerleyip saçlar beyazlaşmaya veya dökülmeye başlayınca, bu özellikler genellikle fazla işe yaramamakta ve yaşlanmak müzik ve sahne sanatçıları aleyhine sonuç doğurmaktadır.
İşitselliğin yanı sıra, görselliğin de önem taşıdığı hatta giderek öne çıktığı müzik alanında, yetenek, tecrübe, repertuar ve beceri gibi mesleki özellikler artık anlamını yitirmektedir.
Yaş almakla birlikte, özellikle solist ve dansözlük gibi meslek dalları için hayat daha da zorlaşmakta ve her geçen gün 18-20 yaşlarındaki gençlerin yer tutmaya başladığı eğlence piyasasında, mesleki özellikler ikinci plana itilirken, istisnai durumlar haricinde kırklı yaşlara gelen solist ve dansözlerin iş bulma ve çalışma olanakları giderek azalmaktadır.
Yaşlanmanın farklı bir boyutu da grup çalışmalarında yaşanmaktadır. Müzik gruplarında amaç ve kültür gibi kuşak farklılıkların yanı sıra, müzikal anlayış ve önceliklerden kaynaklanan uyumsuzluk nedeniyle, genç müzisyenler daha ileri yaştaki meslektaşlarıyla çalışma konusunda genellikle istekli olmamakta, işverenler de müşterilerin talebi doğrultusunda genç müzisyen çalıştırmaya öncelik vermektedirler.
Nitekim, yaşlanmaya başlamış müzisyenler de artık bu durumu kanıksamış olduklarından fosil, dinazor, “bara mı geldik mezarlığa mı“ gibi espriler artık alınganlık yaratmamakta, hatta şaka malzemesine dönüşmektedir.
Ülkemizdeki müzik ve sahne sanatçılarının büyük bir çoğunluğu sınıfsal olarak genellikle dar gelirli, hatta yoksul sayılabilecek alt gelir grubuna mensup ailelerden geldiğinden, zaten çok da uzun olmayan meslek yaşamından elde edilen kazanımların en verimli şekilde değerlendirilmesi diğer meslek dallarına göre çok daha fazla önem taşımaktadır.
Giderek dijitalleşen dünyamızda, günümüzün solist ve ses sanatçıları kazançlarını en iyi şekilde değerlendirebilmek için neredeyse ellerinde hesap makinesiyle sahneye çıkıp geleceklerini güvence altına almaya çalışırken,geçmişin romantik dönem sanatçıları bu meslektaşlarının aksine, çoğunlukla içinde bulundukları renkli ,bohem, dünyanın baş döndürücü ortamında gelecek kaygısı taşımadan günü gün etmişler ve bunun bedelini ömürlerinin son yıllarını zorluk ve yokluk içerisinde tamamlayarak ödemek durumunda kalmışlardır.
Yeri gelmişken kısa sürede şöhreti kaybedip gözden düşen solist arkadaşımın şöhretten sonra yaşadıklarına dair küçük bir anıma yer ver vermek istiyorum.
Dünyanın henüz dijitalleşmediği ve maddeleşmediği 1970’li yıllarda üne kavuşan arkadaşım geleceğine yönelik herhangi bir endişe taşımaksızın günü yaşamış bir süre sonra gözden düşmüştü.
Bu arkadaşım, şöhret bitip durum tersine dönünce başına gelenleri “Param yoktu taksiye binemiyordum. Tanınıyordum, otobüse, dolmuşa binemiyordum çünkü utanıyordum. Çoğunlukla yürümek zorunda kalıyordum” şeklinde yansıtmıştı.

 

Mehmet ÇIRIKA

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*