“Sanatçı” Olmanın Ağır Sorumluluğu

7 Haziran 2019’da, bu sitede yayınlanan yazımın başlığı “Sanatçı olmanın dayanılmaz ağırlığı” idi. Nedeni ise, Alpay hakkında açılan bir soruşturma, onu yalnız bırakmamak gereğinin altını çizmek.

Bugün bu yazıdan bir bölümü tekrarlamak istiyorum. Tembelliğimden değil, ne yazık ki yine gerektiği için.

Kastettiğim, Şanışer’in girişimiyle 18 Rap sanatçısının ortak yapımı SUSAMAM adlı klip hakkında açılan soruşturma.

Önce 4 ay öncesine dönelim…

***********************

“Sanatçı olmanın dayanılmaz ağırlığı”

Var.

Böyle bir ağırlık var.

Dayanılması güç bir ağırlık, eğer taşımaya hazır değilsek.

Ama biz hazır olsak da olmasak da o var.

Ne o ağırlık?

Sanata yeni bulaşan kişiler bunu ilk anda algılamayabiliyor.

Çünkü onları müziğe, şiire, resme, grafiğe iteleyen güdü, sadece güzel bir şey üretmek.

Daha önce üretilmemiş, ya da bu kadar güzeli üretilmemiş bir şey…

Ve onu üretmek için uğraşırken genellikle yalnızdır kişi.

Bu nedenle de ürettiği şeyin sadece kendi ürünü olduğunu düşünür.

Öyle mi, bu sürecin tek öznesi o mu, sadece kendisi mi?

Goya neleri resmetti? O sahneleri kendi hayalinde mi uydurdu?

Picasso Guernica’yı çizdi kendi üslubunca. Guernica gerçekten olmasa neyi çizecekti?

Çaykovski, 1812 üvertürünü durduk yerde mi besteledi?

Sanatçı, tabii ki yaşadığı toplumdan etkilenerek üretiyor, ondan bağımsız değil.

Bu, onun toplumun dayattıklarına körü körüne tabi olmasını gerektirmiyor, çoğu kez tam tersi.

Ama ister o doğrultuda olsun, ister tam tersine; sonuçta yaşadığımız zamanda, yaşadığımız toplumda varız, orada nefes alıyoruz; farkında olsak da, olmasak da o koşullar altında üretiyoruz sanat eserlerimizi. Tam da bu nedenle çok şey borçluyuz yaşadığımız çağa. Bu borcun ödenme vadesinin ne zaman geleceği de belli olmuyor, ama şimdi o günlerde olduğumuzu anlamak hiç de güç değil. Attıkları tweetler yüzünden olmadık tehditlerle, hakaretlerle karşılaşan dostlarımıza selam olsun.

… …

*******************

Evet, 4 ay önce Alpay , bugün Rapçiler, yarın?

Onlar SUSAMAM dedikleri için belki yargılanacak, belki ceza da alacaklar.

Biz?

Susma, sustukça….

Eğer öyle bir şey olursa, benim gibi 80’ine merdiven dayamış eski püskü bir müzisyenden, hiç de ustası olmadığı Rap dalında –herhalde çok acemi- bir parça dinlemek zorunda kalırsınız.

Kim bilir, belki ben de eski dostlardan 17 kişi bulurum “BİZ DE SUSAMAYIZ” diyecek?..

Şanar Yurdatapan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*