Sihirli Parmaklar, Uykusuz Gözler

 

Ne meşakkatli yıllarmış… Kendi kendine hiçbir destek almadan ayakta kalabilmek ve var olabilmek… Üstelik bununla yetinmeyip bugünlere varabilmek…

 

İşte, eskimeyen ve eski sanatçılar denilmemesi gereken mucize insanlar, böyle bir güce sahip oldular…

 

Şapkanızı çıkartıp, önünüze alıp bir düşünün…Bunu yapabilen insanlar, ne sıkıntılarla yaşadılar o yılları… TRT ekranında, plaklarda, gazino sahnesinde ya da bir müzikholde…Turnede ve bitmek bilmeyen yolları tepmiş o tur otobüslerinde… Kışın kaloriferi yanmayan o soğuk motellerde ömür geçirmek…

Ne için? Hoş seda dediğimiz güzellikler için… Kültür ve sanat mirası bırakabilmek için… Yoz dünyada bir gülümseme nedeni yaratabilmek ve umutsuzluk zincirini kırabilmek için… Müzik, şarkıdan öte bir şey… Bir potansiyel ve bir sinerji kaynağı… Bilinç atlatan bir sıçrama tahtası…

Olur da çalışan berrak bir beyin varsa o başta, ayaklar yerinde duramaz…Müziğin temel işlevi de zaman döngüsünü, akıl ve çığır lehine çalıştırmaktır…

 

Ben hep bir emekçi gözüyle bakarım o yüzden her bir sanatçıya… İlmik ilmik bir hayatın usta sabır işçileri… Yoktan var olmuş bir melodi nereden geliyor?

İlham denen kanalın var bir bildiği ki, hak edene açıyor kendini…Ruh ruh geziyor ve renk renk, aura aura eliyor insanları…

Aaaa bir de bakıyor…Melih KİBAR, gecenin 3’ünde piyano başında bir şeyler mırıldanıp notaya döküyor… Ya da tersten bile partisyon yazabilen bir deha ŞERİF

YÜZBAŞIOĞLU, erkenden kalkmış düzenlemeler yapıyor ve üstelik tüm enstrümanlar için…İçerden ŞENAY sesleniyor…” Gene seni ilham perisi ziyaret etti, değil mi canım? ” diye…

TİMUR SELÇUK da bir başka boyutta çalıyor piyanosunu ama hissettiği bir şey var o anda… Herkesin göremediği, hissetmediği şeyleri algılayan doğa-üstü insanlar, bizler geceleri rüya üstüne rüya görürken, şaheserler yarattı ve belki de tek kuruş bile kazanmadı…!

Telif haklarının esamesinin okunmadığı o yıllarda canhıraş didindiler…O konser senin, şu sahne benim, o stüdyo senin, bu turne benim derken geçip giden gençlik yılları…Emeklerinin bir maddi karşılığı olsaydı, dünyanın en zengin insanları olurlardı… Ama onlar onuru ve efsane olmayı seçtiler… Yaratıcı güçlerin elleri onlar…Şarkıların öz çekirdekleri ve hücreleri, besteci ve söz yazarlarıdır…Orkestra şefleri ve müzisyenleridir…

Müziğin mutfağında pişen yemeğin alkışını hep şarkıcı aldı ama tuzu, baharatı ve malzemesi olmadan o yemeği düşünemezsin ki…

Plaklarda ve albüm bukletlerinde yazan binlerce isim var. Kimi yaşıyor kimisi sonsuz evrenlerde… Hatırlanmayı bekleyenler, unutulmuş isimler ve vefasızlık çarkında öğütülmüş müzisyenlerle dolu sayfalar. Ne tuhaf yaratık şu insanoğlu? En saçma şeyi beyninde baş köşede tutar da müzisyen isimlerini bile bilmez. Şarkıyı dinler de kimin bestesi, kimin şarkı sözü diye bilmez. Merak bile etmez…

 

Arşivimi bu yüzden seviyorum. Hafıza fakiri bir toplum olduk. Tüketip unutan… Biraz hafıza tazelemek iyi oluyor. Kendi çapımda bir savaş ve mücadele bu. Kendi kendime bir anafor yaratıp, bir platform üzerinde çılgınca dönüyor gibiyim.

Döndükçe çalan bir plak gibi, zamanda geriye gidiyorum. Arşiv gemisine binmekten, uzayda mürettebatı olan kaptana dönüştüm. Çılgınca ama öyle.

 

Düşünsenize, öte yaşamda bir yerde resital veren ESİN AFŞAR, dünya denen garip gezegende kendinden bahsedebildikçe acaba ne hissediyor?

Mutlu oluyordur eminim… Mutluluğu, maddi değerlere bağlamış sığ bir insan için, bu son kurduğum cümle, bir şey ifade etmez. Zaten onlar, bu yazımı okusalar da onlara ” Sanskritçe ” gibi gelecektir.

Biraz ruh gerekiyor bunun için…

 

Ne demiştim? ” Hah!… Şapkanızı çıkartıp bir düşünün…” demiştim…

Şimdi o şapkanızı tekrar takabilirsiniz.

Kimi fötr, kimi kasket… Hiç fark etmez.

Hayatlarınızı yaşarken, sizin hayatlarınızı güzelleştiren sanat insanlarına kuru bir teşekkür idi bu yazım…

Bir piyanonun tuşlarında gezinmiş bir bestecinin dert çekmiş o güzel parmakları aklınıza gelirse, konser sonrası uykusuzluktan ağırlaşmış gözleri de zaten çoktan aklınızda yer etmiştir…

 

Gökhan Küçükarslan

POPSAV ARŞİV DANIŞMANI

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*