Unuttuğumuz Sıra

 

Bu kez sizlere “sıra” sözcüğünden bahsetmek istiyorum..
Türkçemizde “sıra”dan türetilen anlamları, belki de bugüne kadar hiç bu yönleri ile düşünmemişsinizdir. “Sıra” bana hep kültür, medeniyet, çağdaşlık, özgürlük, birlik ve beraberlik çağrışımı yapmıştır… Ne alaka diyecek sini?
İlkokul yıllarından başlayarak, üzerine oturup okuma-yazma öğrendiğimiz, eğitilip-bilim yoluna adım attığımız, kendimiz ve çevremizin farkına vardığımız, okul arkadaşlarımızla uzun yılları beraber geçirdiğimiz, hep bu “sıralar” dır.
Aydınlanmanın yanı sıra “sıra”, özgürlük ve sınırlarımızı, kendimize ait hudutları, kimlik alanımız kavramını da beraberinde getirir. Kitabımızı, silgimizi, kalemimizi, defterimizi hatta hatıralarımızı dahi “sırada” saklayıp, koruyabiliriz. Sıramız, bize verilmiş, o dönem için bize ayrılan, koruyup kolladığımız bir alandır. Başkaları gelip oturamaz, karıştıramaz, kısacası bize ait özgürlük alanımızdır.
Türkçemizde sıra başka anlamlara da gelir. Okul yıllarında bayrak merasimi içinde tekli-çiftli “sıra”lar oluşturup, “sıra”sıyla “…Türküm, doğruyum …” andımızı, İstiklal Marşımızı okuduğumuz hepinizin hatırındadır.
“Sıra” bu anlamıyla da bir düzeni, geleneği, beraberliği simgeler… Kendi içinde ve o günlerde “sıra”dan gelen bu merasimleri, şimdilerde “sıra” dışı uygulamalarla yitirmekte, bayramların, cumhuriyet değerlerinin kaybolduğuna bakarak, buna da mı “sıra” gelecekti diye, üzüntü ve kaygılara kapılmaktayız…
Yaşantımızda her şey “sıra”sı ile gelişir, olgunlaşır…
İlkokula gitmeden, ortaya, ortayı bitirmeden liseye gelemezsiniz. Bilmeden-öğretemez, sevgiyi anlamadan-sevemez, ihtiyacınız olmadan-yardım etmenin yüceliğine erişemez, değerleri kaybetmeden- öneminin farkına varamazsınız.
Her şey bir evrim ve “sıra” içinde gelişir, mükemmele ulaşır…
“Sıra” önemli bir uygarlık, çağdaşlık, hoşgörü ve saygı anlamı taşır… “Sıra”, gelişmişlik ve medeniyet ifadesidir. Büyük kentlerimizde, otobüs ve metro’lara iniş-binişlerde, alış-veriş merkezlerine girişte, kasalara para ödemede, trafikte, günlük yaşantımızda, üniversitelerimizde, siyasette hep bir kargaşa vardır…
Neden bilir misiniz? “Sıra”ya önem vermediğimizden…
Günümüzde, “sıra”ya uymayan, “sıra” kapan, başkasının önünü kesmeyi kendine hak sayan kişilerin sayısı ne yazık ki, sağduyuluların, güzel, medeni, uygar kişilerin çok önündedir…
Sonuçta, bu denli köklü bir tarihi olan, yoktan var edilmiş bir cumhuriyeti kurabilen bir ulus, batılı olarak algılanmak istenmiyor, hak ettiği yere ulaşamıyor, daima bir şekilde medeni dünyanın dışına itilmek isteniyor…

Bu anlayış ve davranışları, “Batı lobicilik yapıyor”, “bizi dini inançlarımız nedeniyle ayrıştırıyorlar” diye geçiştiremeyiz… Önce kendimize bakmalıyız…
İşte belki tamda bu noktada aydınlara, “sıra”nın önemine inanan bilim insanlarına, sanatçılara, medyaya, özetle toplumları gerçek anlamda yönlendiren akil insanlara-kanaat önderlerine önemli görevler düşüyor…
Davranışlarımız, düşüncelerimiz, eserlerimiz, sözlerimizle, bizleri bu seviyelere, bilinçlere ulaştıran toplumumuza karşı önemli görevlerimiz olduğunu unutmamalıyız. Toplumlar daima kendilerine yakışanı örnek alırlar.
Atatürk’ü anarak, devrimlerinden dem vurarak, sonrasında yaşananlarla karalar bağlayıp, yaşlı gözlerle, dünleri anarak-mutlu yarınlara ulaşamayız…
Unutulmasın ki, fırtınalar sonrası denizler durulur-dalgalar sakin, sessiz, durgun halini alır, kötülükler biter-karanlıklar sonrasında yeniden güneşler doğar…
Atatürk Türkiye’si için yorulmak, karamsar olup, tükenmek yok…
“Sıra” gene sizlerde, özellikle toplumları eserleri ile etkileyen sanatçılarda, yaratıcı zekâlar ile bu yolda emek veren, çaba sarf edenlerde!…

 

(Modern Folk Üçlüsü) Diş Protez Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Kurtaran

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*